Onur Mart’ta bir yazı yazmış; ben Åžubat’ta. Tuncay desen bilgisayarı kapatmış; futbol peÅŸine düşmüş. “ArkadaÅŸ ne oldu, o kadar mı meÅŸguldünüz?” derseniz açıkçası verecek pek tatmin edici bir cevabımız yok. “Bugün geçti artık, yarın saÄŸlam kafayla yazarım.”dan, “FM‘de bu maçı alayım; düz yazı deÄŸil ÅŸiir yazacağım.”a kadar bir sürü bahaneyle ertelendi yazılar. Gün içinde de iÅŸ-güçten yazılmayınca blog kaç aydır “DoÄŸmamış ÇocuÄŸuma Mektup” gibi sabit bir ÅŸekilde kaldı.

Bir de düzenli yazmayı bırakınca insan; tekrar yazmaya baÅŸlayınca süper bir havadisle dönmek istiyor. İstiyor ki “Kaç aydır yazmıyorlardı ama demek böyle bir haber bekliyorlarmış.” desinler. “ArkadaÅŸlar resmi açıklamayı benden duyun istedim; Google’ı satın aldık. Detaylı açıklama gelecek.” diye dönmek isterdik elbet biz de ama tahmin edebileceÄŸiniz gibi öyle bir durum da yok.

Ne oldu mesela yazmadan geçen günlerde, Google Analytics Authorised Consultant (GAAC) olduk 15 Mayıs itibariyle. “Nedir o, sahurda yenir mi?” derseniz; Google Analytics‘i sadece sayaç olarak kullanmak istemeyen firmalara yardımcı oluyoruz. Google da “Birader ben kefilim; bu çocuklar iÅŸi biliyor.” babında bu belgeyi veriyor ÅŸirkete. Bu arada o zaman yazmamıştım içimde kalmıştı; bu belgeyi vermeden evvel bir telekonferansla bir mülakat yapıyorlar. Bu yaÅŸtan sonra tekrar sözlüye kalkan öğrenci gibi strese girdik, yukarda Allah var kolay da sormadılar ama geçmeyi baÅŸardık.
Åžimdi de Ekim’de GAAC toplantısı münasebetiyle Google’a gideceÄŸiz; tepsiyle baklava götürüp mesai bitimi ordaki mühendislere yedireceÄŸiz kısmetse. Bakalım orda böylesi çıkıyor muymuÅŸ?